Erken doğum ile ilgisi olmayan faktörler

ERKEN DOĞUM NEDENLERİ
Erken doğumların veya erken doğum tehditlerinin bir çoğunda neden olan faktör bilinemez. Ancak bazı faktörler erken doğum gelişiminde rol oynayabilir. Bazı durumların erken doğum riskini arttırdığı bilinmektedir. Yine de erken doğumun başlamasında ve gelişmesinde rol alan makanizmalar tamamıyla net olarak bilinmemektedir.

Erken doğum sebepleri:
– Enfeksiyonlar: Örneğin idrar yolu enfeksiyonları.
– Plasenta ile ilgili anormallikler: Plasentanın önde olması (plasenta previa) veya dekolman plasenta
– Polihidramnios: Bebeğin amnion suyunun fazla olması
– İkiz, üçüz ve çoğul gebelikler
– Servikal yetmezlik
– Rahim veya rahim ağzı ile ilgili doğumsal bazı anormallikler
– Gebelik sırasında ameliyat geçirmek
– Karın bölgesine travma almak

Bunların dışında bazı nedenler erken doğum riskini arttırmaktadır:
– Daha önceden erken doğum yapmış olmak
– Sigara veya alkol kullanmak
– Anne yaşının çok genç olması (18’den küçük)
– Anne yaşının ileri olması (35’ten fazla)
– Aşırı zayıf olmak
– Kansızlık (anemi)
– Sosyoekonomik düzeyin düşük olması
– Stres
– Kokain
– Doğumlar arası sürenin çok az olması
– IVF gibi yardımcı üreme teknikleri ile elde edilen gebelikler (tekil gebelik bile olsa risklidir erken doğum açısından)
Erken doğum ile ilgisi olmayan faktörler:
Halk arasında bazı yanlış bilinen durumlar vardır ki bunlar erken doğum sebebi değildir. Örneğin bebeğin cinsiyeti erken doğum riskini etkilemez. Daha önce sezaryen geçirmiş olmak erken doğum konusunda risk faktörü değildir. Daha önce bir düşük yapmış olmak sonraki gebeliklerin erken doğumla sonlanmasına sebep olmaz. Gebelikte gelişen bulantı ve kusmalar erken doğuma sebep olmaz. Bazı yiyeceklerin ve içeceklerin aşırı tüketilmesi veya az tüketilmesi erken doğuma sebep olmaz, erken doğuma neden olan bir besin maddesi yoktur.

Spinal ve epidural anestezinin farkı nedir

EPİDURAL VE SPİNAL ANESTEZİ İLE SEZARYEN
BELDEN AŞAĞISINI UYUŞTURARAK SEZARYEN YAPILMASI

Sezaryen ameliyatı genel anestezi ile hasta uyutularak veya belden aşağısı uyuşturularak iki şekilde yapılabilir. Belden aşağısını uyuşturma diye tabir edilen anestezi spinal anestezi veya epidural anestezi diye iki şekilde olabilir. Spinal ve epidural anestezide hastanın bilinci açık olur, ben aşağısı ve bacakları hissetmez hale gelir. Sezaryende hem spinal hem epidural hatta bazen ikisi birden (kombine spinal-epidural) uygulanabilir. Normal doğumda sadece epidural anestezi uygulanır (ağrısız doğum), spinal anestezi normal doğumda uygulanmaz. Bu yöntemlerin hepsi anestezi uzmanları tarafından uygulanır. Uygulama sırasında hasta oturur pozisyonda veya yan yatar pozisyonda olur ve bel bölgesi temizlendikten sonra ince bir iğne ile belden girileren 1-2 dakika gibi kısa bir sürede ilaç verilerek anestezi uygulanır. Anestezi uygulandıktan birkaç dakika sonra ayaklarda bacaklarda karıncalanma ve uyuşma başlar. Bu yöntemlerde genel anestezinin tersine bebeğe hiç ilaç gitmez bu nedenle ameliyat uzun sürse bile bebek etkilenmez. Normal doğumda uygulanan epidural anestezide daha az ilaç verilir bu sayede anne doğum sırasında bacaklarını hareket ettirebilir ama sezaryende bacaklarını hareket ettiremez.

Spinal ve epidural anestezinin farkı nedir?
Spinal ve epidural anestezinin her ikisinde de belden omuriliğe doğru iğne ile ilaç verilir. Yalnız spinal anestezide ilaç omurilik etrafındaki dura zarı geçilerek daha içeriye sıvının içine verilir. Epidural anestezide ise ilaç zarın dışına verilir, zarın arkasındaki sıvıya kadar ilerlenmez. Spinal anestezide etki hemen başlar, epidural anestezide etki 15-20 dakika sonra başlar. Spinal anestezinin etkisi kısa sürer, ilaç bir defada verilir, tekrar ilaç verilerek etki süresi uzatılamaz. Epidural anestezide etki süresi daha uzun sürebilir, tekrar ilaç verilerek anestezi uzatılabilir. Epidural anestezide hastanın belinde takılı bir kateter (ince boru) kalır ve ameliyattan sonra bu kateterden tekrar ilaç verilebilir böylelikle hasta ağrı hissetmez. Spinal anestezide ise anestezinin uygulandığı bel bölgesi hemen kapatılır ve kateter konulmaz. Spinal anestezide ameliyattan sonra başağrısı görülme riski epidural anesteziye göre daha fazladır.

Bel bölgesinde bir enfeksiyon varsa veya hastada kanama-pıhtılaşma bozukluğu varsa spinal ve epidural anestezi uygulanamaz.

Gebelik sırasında kardiyak arrest

PERİMORTEM (POSTMORTEM) SEZARYEN
ANNE ÖLÜMÜ VE SEZARYEN
Perimortem sezaryen veya postmortem sezaryen annenin hayatını kaybetme riski olan ciddi durumlarda bebeği kurtarmak için yapılan sezaryen ameliyatıdır. Genellikle trafik kazaları, intihar gibi ani ve olağanüstü durumlarda gerekebilen bir girişimdir. Trafik kazası ve benzeri anne hayatını tehlikeye sokan olaylar sırasında annenin hayatını kaybetmemesi için gerekli resüsitasyon (kalp masajı vb. girişimler) yapılır ancak buna rağmen annenin kalp ve solunum fonksiyonlarının geri dönmemesi durumunda bebeğin de kaybedilmemesi için sezaryen ameliyatı ile bebek anne karnından dışarıya alınır. Annenin kalbinin durmasından itibaren bebeğin ameliyatla alınmasına kadar geçen süre çok önemlidir, bu süre fazla uzun olduğunda bebek ameliyatla alınsa bile yaşama oranı çok düşük olmaktadır. Ancak annenin kalbinin durmasından kısa süre sonra ameliyatla anne karnından alınan ve tamamen sorunsuz hayata devam eden bebekler vardır. Tabii ki bu ameliyat bebeğin yaşayabileceği kadar büyük olduğu durumlarda yapılır, genel olarak 24 haftadan küçük olan gebeliklerde bebek doğsa bile yaşama şansı pek olmadığı için bu ameliyat uygulanmaz.
(perimortem: ölüm sırasında, postmortem ölüm sonrasında)

Gebelik sırasında kardiyak arrest yani kalp atımının durması ne sıklıkla gerçekleşir net olarak bilinmese de yaklaşık 30.000 gebelikte bir olduğu tahmin edilmektedir. Bazen trafik kazası, intihar girişimi, doğal afetler gibi ani durumlar sonucunda meydana gelirken; bazen ciddi kalp hastalığı ve benzeri hastalıklar nedeniyle yoğun bakımda gözlenen gebelerde meydana gelebilir. Tromboemboli, amniyotik sıvı embolisi, kanama, travma, allerji diğer nedenlerdir.

1980’lerin başlarında yayınlanan bazı araştırmalarda postmortem sezaryenin bebek hayatını kurtarmanın yanında anne hayatını kurtarma açısından da faydalı olduğu bildirilmiştir. İçerisinde bebek bulunan büyük uterus karındaki büyük damarlara bası yaptığı için kalp damar dolaşımını engeller ve anneye uygulanan kardiyopulmoner resusitasyonun başarısını azaltır şeklinde tanımlamalar yapılmıştır. Bebeğin alınmasını takiben damarlara olan bası ortadan kalkar ve annenin kalp damar dolaşımının başlaması şansı artar. Ayrıca sezaryen sonrası uterusun kasılması ile anne kan dolaşımına daha fazla kan geçmiş olacaktır (kaynak 1, 2). 24 haftadan küçük yani bebeğin doğsa da yaşama şansının olmadığı gebeliklerde uterusun büyüklüğü ve ağırlığı az olduğu için karında bulunan büyük damarlara fazla bası yapmamasından dolayı anne kan dolaşımını engellemesi gözününde bulundurulmaz, bu nedenle bu haftanın altında ameliyatın anne açısından da bir faydası beklenmez. Amerikan kalp derneği (American Heart Association, AHA) 20-23 haftalar arasında da uygulanan sezaryenin annenin kalp dolaşımının sağlanması açısından fayda sağlayabileceğini bildirmesine rağmen bunu destekleyecek fazla veri henüz yoktur, bu nedenle genel kabul 24 haftadan küçük gebeliklerde perimortem sezaryenin anne ve bebek açısından fayda sağlamayacağı için uygulanmamasıdır.

Perimortem sezaryen ne zaman uygulanmalıdır?
Kalp ve solunum fonksiyonları duran anneye uygulanan resusitasyon (CPR) başarılı olmazsa yani annenin spontan kalp atımı başlamazsa perimortem (postmortem) sezaryen uygulanır. Resusitasyon başarılı olursa yani annenin kalp atımı başlarsa sezaryen uygulanmaz.
Bebeğin yaşama şansının en fazla olması ve nörolojik sekel riskinin en az olması için kardiyak arrest gerçekleştikten 4 dakika sonra sezaryen ameliyatına başlanmalıdır ve 5. dakikada bebek dışarıya alınmış olmalıdır. Yani sezaryen ameliyatında bebeğin alınması 1 dakika kadar kısa sürede gerçekleştirilmelidir. Daha uzun sürelerde gerçekleştirilen ameliyatlar sonucunda da sağlıklı bebekler bildirilmiştir ancak oran azalmaktadır. Ameliyat öncesinde ve ameliyat sırasında kalp masajına devam edilmelidir. Ameliyat öncesi bebeğin kalp atımlarının bakılması önerilmez çünkü vakit kaybına neden olacaktır ayrıca fetal kalp atımı izlenmese dahi doğum sonrası hayata döndürülen sağlıklı bebekler bildirilmiştir. Zaman kaybı olmaması açısından anne ameliyathaneye taşınmadan kalp masajının uygulandığı yerde mümkün mertebe sterilite uygulanarak ameliyat gerçekleştirilir.

Postmortem sezaryen uygulamasında bebeğin yaşama şansını etkileyen faktörler:
– Gebelik haftası arttıkça bebeğin yaşama şansı ve nörolojik sekel gelişmeme şansı artar.
– Kalp ve solunum durmasından itibaren doğuma kadar geçen süre (en önemli faktör budur)
– Anneye uygulanan resusitasyonun efektivitesi
– Yenidoğan yoğun bakım ünitesi ve neonatolog bulunması

Postmortem sezaryen doğum (PMCD) için kontrendikasyonlar:
– Fetusun 24 haftadan küçük olması
– Kısa süren resusitasyon sonrası annenin spontan kalp atımlarının başlaması